| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

"Harman köşesinde yayınlanmıştır" 02.07.1996 M.Sinan Oymacı - netyorum.com / Sayı: 72

BİRAZ GECİKSE DE,

Yaklaşık olarak dört aydır yazmak için, boş bir hafta aradığım konuya yer vermek istiyorum.

“Wing Commander IV”, Origin firmasının oyunu. 12 Milyon Amerikan Doları geliştirmek için harcanan para. Bir başka deyişle 200 yazılımcıyı 12 ay, aylık beş bin Amerikan Doları karşılığı çalıştırmanız mümkün. Geçen sene bu programın üçüncüsü için 5 milyon Amerikan Doları harcandığını belirtmiş ve bu para ile neler yapılır demiştim. Bu sene karşımıza 12 Milyon Amerikan Doları ile çıktılar.

Ancak, programı gördükten sonra, harcanan paranın boşa gitmediğini anlıyorsunuz. Uzay araçlarının uzaydaki sahneleri dışında, herşey gerçek olarak kamerayla kaydedilmiş ve programın içine konmuş. “Interactive Movie - Etkileşimli Film”, tarzında bir oyun ortaya çıkarılmış.

Normalde, pek çok konu için, tekrarlar, bir başka deyişle ikinciler, üçüncüler, ticari kaygılarla yola çıkarlar. Wing Commander serisi için bunun geçerli olmadığını, incelediğinizde anlıyorsunuz.

6 CD’ye müthiş bir film sığdırabilmişler. Bunun bir sonraki aşamasından da, hemen söz edelim.

Wing Commander V için hazırlıklara başlanmış bile. Ayrılan bütçe 100 Milyon Amerikan Doları ve üstü. Computer Gaming World dergisinde okuduğuma göre, bunun sebebi, Wıng Commander III’te elle çizilmiş arka planın üzerine, “blue box” ile kameraya alınmış gerçek aktörler kullanılmış. Wing Commander IV’te gerçek dekor ve gerçek aktörler kullanılmış durumda. Gerçek olamayan, bilgisayarla hazırlanmış, sadece uzay savaşları kalmış durumda.

Wing Commander V’te de, uzaya gönderilecek savaş gemilerini filme alarak, oyunun içine dahil etmeyi düşünüyorlar. Bunun için yatırımcılar bulunup, ikna edilmeye başlanmış. Bu haberi okuduğum zaman, etrafımdaki hemen hemen herkese anlattım. Hayal gücünün artık sınır tanımadığını belirttim.

Bir sonraki ay, aynı dergiye baktığımda, kendime inanılmaz derecede kızdım. Bu haber, “1 Nisan” şakası imiş. Ne kadar gerçek gibi geliyor, değil mi?

Bu arada yer vermeden geçemeyeceğimiz bir oyun daha var. Sierra şirketinden, “Gabriel Knight II:The Beast Within”. Üstelik, henüz geçtiğimiz ay, 1996 senesi için, Amerikan, “Computer Gaming World” dergisi tarafından, yılın oyunu ödülüne layık bulundu. Bu programın bütçesi de, çok yüksek. Yine, altı CD’den oluşuyor.

Teknolojinin, hayal gücünün, yeni bir şeyler oluşturmanın nasıl ortaya çıktığını gözlemek istiyorsanız, satın almasanız bile, bir yerde izleyin.

* * * * *

Bu haftada film yok. Kitapseverler için, önümüzdeki yaz günlerinde tatile gideceklerin yanlarında götürebilecekleri, uzunca bir süredir gündemde olan bir kitaptan söz etmek istiyorum. Norveçli bir felsefe öğretmeni olan Jostein Garder’ın yazdığı ve Gülay Kutal tarafından Türkçe’ye çevrilen kitap, “Sophie’nin Dünyası”.

“Kimsin” ve “Dünya nasıl meydana geldi” soruları ile başlayan kitap, felsefeyi akıcı bir dille okura aktarıyor. Kitabın kapağına şöyle bir baktığınızda, “Felsefe tarihi üzerine bir roman” ibaresi ile karşılaşıyorsunuz.

Gerçekten de, kitabı okumaya başladığınızda, tarihi olaylarla içiçe, felsefeyi de anlatan bir roman ile karşılaşıyorsunuz. Düşünmeye sevk eden, felsefi konulara ilgi duyanların özellikle okuması gereken, roman okumayı sevenlerin de zevk alacakları bir kitap. Kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmasın. Çok rahat okunabiliyor.

* * * * *

Bu haftanın sözü Einstein’dan geliyor. Ancak bir farkla. Türk’lerin yorumu ile. İlk yazılarımdan birinde, Einstein’ın, “Bir adam güzel bir kızın yanında bir saat oturursa, bu ona bir dakika gibi gelir. Fakat bir de sıcak bir sobanın üzerinde bir dakika otursun, bu ona bir saatten de daha uzun gelir. İşte relativite budur”, sözüne yer vermiştim.

Geçenlerde, bir tişört’ün üstünde, bu sözün, İstanbul’a uyarlanmış şeklini gördüm. Buna göre, “İstanbul’a, iş için gelindiğinde, bir gün, bir hafta gibi, gezip görmek için gelindiğinde, bir hafta, bir gün gibi gelir”.

Hayal gücümüzün sınır tanımadığını görüyor musunuz? Ancak, bu söz, bir başka dünya şehri için yazılmış olup, oradan da uyarlanmış olabilir. Araştırmak gerekiyor.

M.Sinan Oymacı
TRIO Çözüm Evi Bilişim Hizmetleri A.Ş.
elektronik posta: sinanoym@triosh.com


Yorum Ekle Yorumları Listele
72. Sayı önceki yazı 72. Sayı sonraki yazı
Geçmiş Zaman Olur ki Önceki Yazı Geçmiş Zaman Olur ki Sonraki Yazı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye