| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

"Harman köşesinde yayınlanmıştır" 13.05.1997 M.Sinan Oymacı - netyorum.com / Sayı: 95

ZAMANLAMA

Pek çok konuda, zamanlama, önem verilmesi gerekenlerin başında geliyor. Özellikle, halkla ilişkiler konusunda çalışanların, biraz daha hassas olmasını gerektiriyor.

Herhangi bir ürünü ortaya çıkaranların, servis hizmeti verenlerin, bakım ve destek kadrolarında yer alanlarında uyması gereken bir kavram. Kısaca, çevreye saygıyı bir kenara bırakalım, kendine saygısı olanların, zamanlama konusunda dikkatli olması gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen bir organizasyon ile ilgili davetiye, organizasyon tarihi dört gün geçtikten sonra elime ulaştı. Bu tür durumlarda, organizasyonu yapan kişilere, kuruluşlara, ileride yapacakları çalışmalarda, bununla tekrar karşılaşmamaları için, geriye bilgi verilmesi gerekliliğine inanırım. Bu inancımın da, bilgiyi vermek için aradığımda, ciddiye alınmasını beklerim.

Doğal olarak, biz de böyle yürümüyor. Davetiyeniz bugün elime geçti dediğinizde, “O organizasyon dört gün önce idi, artık sizi seneye bekleriz” dedikten sonra, kimin aradığını merak etmeden telefonu kapatmak, yapılan organizasyonun bozukluğunu, daha da pekiştirmekten başka bir işe yaramaz.

Şirketlerin, özellikle, halkla ilişkiler bölümlerinin dikkatli çalışmalarında yarar var. Küçücük bir hata, ileride telafisi olanaksız sorunlara yol açabilir. Biraz özenli olmak, arayanların düşüncelerine saygı göstermek, çok büyük sorunları dahi, bir anda çözüme kavuşturabilir. Yoksa, ne yapalım, biz elimizden geleni yaptık, kabahat dağıtım şirketinde demek, sorumluluğu üstümüzden atmaya çalışmak, yeterli bir mazeret sayılmaz. O zaman, bir şekilde sorarız. Dağıtım şirketini kim seçti? Siz seçtiyseniz, sağlıklı çalışmasını temin etmek durumundasınız. Ya da, gerekli cezai müeyyideleri işletin. Böylece, sizden sonra bu servisten yararlanacak şirketlerin, aynı sorunla karşı karşıya kalmasını engellemiş olursunuz. Hatta, biraz daha ileri gidersek, kişilerin veya kuruluşların, kendi işlerini düzgün yapmaları için gerekli hareketi sağlamış oluruz.

Bu hafta, yapılan organizasyon bozukluklarının yaratabileceği sorunları gündeme getirmeye çalıştım. Etrafınızda gördüğünüz, yaşadığınız olayları, bana iletin. İsim vermeseniz de olur. Ancak, bunları paylaşalım ki, ders alalım. Böylece, daha iyi hizmet verme şansını yakalamış oluruz. Bu kendimizi geliştirmemiz, servislerimizin kalitesini optimum seviyeye çıkarmamız için bize yardımcı olur.

* * * * *

İki usta oyuncunun, başarılı performans gösterdikleri, bir film yer alıyor bu hafta gündemimizde. “Blood and Wine - Kan ve Şarap”. Jack Nicholson ve Michael Caine’in başrollerini paylaştıkları filmin yönetmeni, Bob Rafelson. Rafelson’u 1981’de yönettiği, “Postacı Kapıyı İki Kere Çalar” ‘dan anımsayabilirsiniz. Jack Nicholson ve Michael Caine’i anımsatmaya gerek olduğunu sanmıyorum.

Nick Villiers ve Bob Rafelson’un öyküsünden beyaz perdeye uyarlanmış, hareketli bir gerilim, macera ve yasadışı işlerin anlatıldığı bir film. Bu kadar çok entrikayı, art niyeti, başka hiçbir filmde görmeniz çok kolay değil. Herşey, bir şarap satıcısı olan Jack

Nicholson’un, müşterisinin malikanesinden bir kolye çalmak üzere harekete geçmesi ve bu işte kendisiyle ortak olarak Michael Caine’le çalışması ile başlıyor.

Kolye çalındıktan sonra, ara konular gündeme geliyor ve insanların ihtiraslarına ne kadar kapıldıkları aktarılırken, korku, endişe, para kazanma hırsı, entrikalar ortaya çıkıyor. Hareketli, ilginç, temposu hızlı, sürükleyici bir film izlemek isteyenler kaçırmasın. Sezonun güzel filmlerinden birisi.

* * * * *

TBD’nin başlattığı “23 Nisan Dünya Çocuk Günü” kampanyasına katılın. İnternet adresi; http://www.ada.net.tr/tbd23nisan/ 

“822’li hatlar İnternet kullanıcıları için ücretsiz olsun”.

* * * * *

Amerikalı yazar Mark Twain’in (1835-1910) Tom Sawyer adlı eserinden alınma bir sözü aktarmak istiyorum; “Bir insandan hoşlanıp, hoşlanmadığınızı anlamak için, onunla birlikte seyahat etmekten daha kolay bir yöntem yoktur.” 

Gerçekten, geriye dönüp baktığımda, seyahatler esnasında beraber olunan kişiler hakkında edinilen fikirlerin, verilen kararların ne kadar gerçekçi olduğunu anlayabiliyorum.

M.Sinan Oymacı
TRIO Çözüm Evi Bilişim Hizmetleri A.Ş.
elektronik posta: sinanoym@triosh.com


Yorum Ekle Yorumları Listele
95. Sayı önceki yazı 95. Sayı sonraki yazı
Geçmiş Zaman Olur ki Önceki Yazı Geçmiş Zaman Olur ki Sonraki Yazı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye