| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

"Harman köşesinde yayınlanmıştır" 21.10.1997 M.Sinan Oymacı - netyorum.com / Sayı: 93

KOMPLEKS

Bu hafta iki değişik, ancak, birbiri ile ilişkili olay aktaracağım. Doğrudan, bilgi teknolojisi sektörünü ilgilendirmese de, bazı yönlerden uygulama olanağı bulması olası. Diğer sektörlerde de, bunlara benzer örnekler görebiliriz.

İlk öykümüze bakarsak; eski zamanlardan birisinde, adamın birini kral yapmışlar. Adam tahta geçtikten sonra, babasını huzuruna çağırtmış. Babası geldiğinde, aralarında geçen konuşma;

“Baba, sen her zaman, benim hiçbir şey olamayacağımı söylerdin. Ama, bak, kral oldum.”

“Ben, sana kral olamayacağını değil, adam olamayacağını söylerdim. Fikrimin, doğruluğunu, beni, huzuruna çağırarak kanıtlamış oldun.”

İkinci öykümüz, yine, kral olan birisi ile ilgili. Adamın birisini kral yapmışlar, önce babasını kesmiş. Niye kesmiş, bilinmez. Öykü bu ya!

Bu iki öyküden de, pek çok kişinin kıssadan hisse çıkarması olası. Kimler üstlerine alacak, bilmek olanaksız. Ancak, çevrenize şöyle bir göz gezdirin. Bunlara benzer olayları yaşayan kişileri hemen tanıyacaksınız. Kendini olduğundan büyük gören, hasbelkader belli bir pozisyona geldikten sonra değişen, etrafındakileri küçümseyen, küçük dağları ben yarattım davranışı içinde olanlar.

Sadece bilgi teknolojisi sektöründe değil, toplumun hiç bir kesiminde hoş karşılanmıyorlar. Ancak, karşılıklı çıkar ilişkisi içinde oldukları kesimler tarafından el üstünde tutuluyorlar. Bunun karşılığında da, küplerini dolduruyorlar. Sevilmeseler de, güç odaklarının işlerini kolaylaştırdıkları, onlara dokunmadıkları sürece, kendilerine yarattıkları minik dünyalarda, mutlu ve başarılı olduklarını sanarak, yaşıyorlar.

Bazı insanlar vardır. Ne tür bir görev üstlenirlerse üstlensinler, içinde yaşadıkları toplumun üyeleri tarafından, sevilirler, sayılırlar. Bu davranışın altında, onların, kişilere karşı davranışları, yaptıkları iyilikler, doğru sözler yatmaktadır. Topluma bir şeyler vermeye çalışırlar. Ülkenin geleceğinin şekillenmesinde yer alırlar. Karşılığında çok fazla kazanamayabilirler. Ancak, arkalarında iyi bir isim bırakacakları kaçınılmazdır. Bazıları ise hemen unutulurlar. Hatırlandıkları zaman da, kötülükleri ile anımsanırlar.

Bilgi teknolojisi sektöründe pek çok kişi olumlu şeyler yapmaya çalışıyor. Kişisel çıkarları bir kenara bırakarak, sektörü olması gerektiği yere götürmeye çalışanlar çoğunlukta. Buna rağmen, üzülerek izlemekteyim ki, bazı pozisyonları ellerine geçiren bazı kişiler de, kraldan çok kralcı olarak, bulundukları yeri hak etmediklerini her fırsatta ispatlıyorlar. Bunlara dikkat.

* * * * *

“Conspiracy Theory - Komplo Teorisi“, bu sezonun güzel filmlerinden. Mel Gibson ve Julia Roberts başrollerde. Yönetmen, Richard Donner. Yönetmen, Donner’i, “Lethal Weapon” filmlerinden anımsayabilirsiniz.

Amerika’da, dünyada gelişen pek çok olaydan kuşkulanmak, altında farklı sebepler yattığını düşünmek oldukça yaygın. Mel Gibson, herşeyden kuşkulanan bir taksi şoförüdür. Düşüncelerini aktarmak için bir bülten yayınlamaktadır. Bu arada, son dönemde aklına takılan bir konuyu Adalet Bakanlığında görevli Julia Roberts’a aktarmak üzere harekete geçince işler karışır. Aslında, Mel Gibson, bir beyin yıkama projesinde denek olarak kullanılmış, ancak, kaçmıştır. Bundan sonrasını filmde siz izleyeceksiniz. Konuyu bu şekilde aktarmak mümkün olduğu gibi, tamamen farklı olarak dile getirmekte mümkün. Kuşku teorilerinden bir tanesini aktarırsak; “Ünlü kişilere suikast yapan kişilerin isimlerini inceleyin. Üç isimden oluşmaktadırlar.”

Filmi üç ayrı bölümde değerlendirebilirsiniz. Üçte birlik her bölüm, kendi içinde farklı gelişmeleri, değişik kavramları içeriyor. Sürekli sürprizlerle karşı karşıyasınız. Bu kadar çok sürprizin bir arada aktarıldığı filmi, her zaman bulmak olanaklı değil.

Güzel bir macera filmi. Başroldeki iki oyuncuda iyi bir performans sergiliyorlar. Bu sezon izleyebileceğiniz, iyi filmler arasında. Kaçırmayın.

* * * * *

Geçen hafta Fransız deneme yazarı, Micheal de Montaigne’den (1533-1592) bir alıntı yapmıştık. Alıntılar, Sabahattin Eyuboğlu tarafından Türkçe’ye kazandırılmış, Cem Yayınevi’nin “Denemeler” kitabındandır. Bu haftada devam ediyoruz.

“Nasıl tarımda, bir şeyi dikmeden önce ve dikerken bile yapılan işler belli ve kolay, ama, dikilen yaşamaya başlayınca onu yetiştirmenin bir sürü yolları ve zorluğu varsa, insanları dikmede de fazla bir ustalık yoktur. Ancak, doğduktan sonra onları büyütme ve beslemede, kaygılar, korkularla dolu değişik bir sürü bakım yollarına başvurulur.”

Hemen hemen herşey için bunun uygulama ortamı bulduğunu görebiliriz. Yeni bir işe başlamak, şirket kurmak, dükkan açmak, proje hazırlamak ve benzerleri. Nasıl devam edip, sonlandırılacağı, başlangıçtan daha zordur.

M.Sinan Oymacı
TRIO Çözüm Evi Bilişim Hizmetleri A.Ş.
elektronik posta: sinanoym@triosh.com


Yorum Ekle Yorumları Listele
93. Sayı önceki yazı 93. Sayı sonraki yazı
Geçmiş Zaman Olur ki Önceki Yazı Geçmiş Zaman Olur ki Sonraki Yazı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye