| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

"Harman köşesinde yayınlanmıştır" 25.08.1998 M.Sinan Oymacı - netyorum.com / Sayı: 70

BÜTÜN KANALLAR

"Sayın abonemiz. Bu bir bant kaydıdır. Aradığınız yönde tüm kanallar doludur. Lütfen biraz bekleyip, daha sonra tekrar arayın. Teşekkür ederiz".

Pek çok yerde gördüğünüzü tahmin ediyorum. Bir gün içerisinde birden fazla kez elektronik posta kutunuzu kontrol ederek, mesaj olup olmadığına bakıyorsanız, internet bağımlısı olmuşsunuz demektir. Eh, bu benim durumumda birisi için normal gözüküyor. Ben bunu internet bağımlısı değil, yaşam tarzı buna dönüşmüş bir kişi olarak adlandırıyorum. 

Neyse, konumuza gelelim. Geçtiğimiz hafta kısa bir tatil için İstanbul dışına çıkarak tatil yörelerinden birisine gittim. Yanımda teknolojik bütün cihazlar mevcut. Taşınabilir bir bilgisayar, üzerinde modem kartı, çeşitli CD'ler, her ihtimale karşı muhtelif telefon bağlantı kabloları. O kadar uzun yolculuktan gelmişiz, yoldayken bir sürü mesaj gelmiş olabilir. Biraz nefes aldıktan sonra, bilgisayarı telefona bağlayalım da, mesajları kontrol edelim dedim. Önce mevcut telefon kablosunun hiçbir değişikliğe ihtiyaç olmadan doğrudan modeme takılabileceğini görünce, işlerin yolunda gideceğini düşünerek sevindim.

Tüm ayarlar zaten önceden tanımlandığı için, kullandığım ISS'in "İnternet Servis Sağlayıcı" 822'li numarasını çevirerek bağlantıyı sağlayacak işlemi uygulamaya koydum. Taşınabilir bilgisayarın üzerindeki küçücük hoparlörden, yazının başlangıcında okuduğunuz mesaj gelmeye başladı. Hattı kapatıp, ikinci, üçüncü ve diğer denemeler. Hep aynı mesaj. Sadece bant nereden başlıyorsa oradan mesajı vermeye devam ediyor. Birisinde; "yönde tüm kanallar doludur. Lütfen biraz bekleyip, daha sonra tekrar arayın.". Diğerinde; "biraz bekleyip, daha sonra tekrar arayın. Teşekkür ederiz. Sayın abonemiz. Bu bir bant kaydıdır".

Ben hemen senaryoyu yazdım. Herhalde bağlı olduğumuz yörenin telefon santralı 822'li hatların aranmasına izin vermiyor. Doğrudan İstanbul numarasını arayıp, bağlantıyı kurayım dedim.

Tesadüfen birinci denemede bağlantı kurulmaz mı! Hemen mesajlara bakıp, hattı kapattım. Malum, bu işin sonunda, dünyanın telefon parasını ödemekte var.

Bir süre sonra, bizimkilerle konuşuyoruz. Dedim ki; "Ben döndükten sonra, epeyce bir telefon parası ödeyeceksiniz, haberiniz olsun. 822'li hatlar buradan çalışmıyor. İstanbul'u doğrudan aramak zorunda kaldım".

Aldığım yanıt; "Bu saatlerde, özellikle akşamları 20:00'den sonra ve 24:00'e kadar bu mesajı alman normal. Biz alıştık. Üşenmeden, dene. Muhakkak düşer. Ancak en sağlamı, sabah 8 ile 9 arası. Hiç mesaj almazsın". Gerçekten, bir sonraki denemede 822'li hat ile bağlantı kurmak olası oldu.

Daha ilginci bir başka sohbette belirtildi. Ahbabın karısı İstanbul'daki kardeşini arıyor. Çıkan mesaj; "Aradığınız abone rahatsız edilmeme modunu seçmiştir. Bağlantı kurulamamaktadır. Teşekkür ederiz". Kocanın yorumu; "Senin kardeşine de bu yakışır. Biz aramayalım diye, telefonun modunu değiştirmiş". Daha sonra herşey gün ışığına kavuşuyor. Çünkü bu mesajı aldıktan hemen sonra tekrar deniyorlar ve bağlantı düzgün kuruluyor. Tahminler, bantların karıştığı yönünde. Bir karı koca kavgasına kadar gidecek karışıklık, neyse ki tatlıya bağlanıyor.

Anlayacağınız, bunlar vaka-i adliyeden. Şaşırmayın.

* * * * *

Film yerine bir kitap'tan söz etmek istiyorum. Arion Yayınevi'nin çıkarttığı, Korcan Er tarafından Türkçe'ye uyarlanan kitap; "En Güzel Kedi Hikayeleri". Geçtiğimiz günlerde üçüncü baskısı yayınlanan kitapta, kedilerle ilgili, yirmibir ayrı yazarın yazdığı öyküler aktarılıyor. Yazarlar, Emile Zola'dan Patricia Haighsmith'e, Mark Twain'den Rudyard Kipling'e kadar geniş bir yelpaze içeriyor.
Kitapta kedileri seven, onları izleyerek üzerine öyküler yazan yazarların çalışmalarını bulmak olası. O kadar güzel ve ilginç gözlemler yapmış durumdalar ki, kah gülüyor, kah üzülüyorsunuz. Kedileri seviyorsanız, edebiyattan hoşlanıyorsanız, rahat okunabilen bu kitabı kaçırmayın. Bir solukta okuyabileceğiniz bir eser.

İlk öykünün sonundan bir paragraf; "Görüyorsun, gerçek mutluluk, cennet, hapsedilip dövüldüğün yerde, neresi olursa olsun, et olan yerde. Tabii, ben kediler için konuşuyorum."

Aynı yayınevi'nin köpekler üzerine yazılmış öyküleri bir araya getirdiği bir kitap daha var; "En Güzel Köpek Hikayeleri"

* * * * *

"Beyin muhteşem bir organdır. Sabah uyandığınız andan itibaren çalışmaya başlar ve ofise girene kadar çalışmasını durdurmaz". Amerikalı yazar ve şair Robert Frost (1874-1963) 'dan alınan bir söz.

Ofise girdikten sonra da çalışmaya devam eder de, hangi konuda nasıl çalışacağına karar veremeyebilir. Nasıl daha az iş yaparım sorusuna cevap arayabilir, kim kiminle beraber, kim kimden daha çok para alıyor, kim nereye transfer olmuş gibi konuların açıklığa kavuşması için çalışmalarda bulunabilir.

M.Sinan Oymacı
TRIO Çözüm Evi Bilişim Hizmetleri A.Ş.
elektronik posta: sinanoym@triosh.com


Yorum Ekle Yorumları Listele
70. Sayı önceki yazı 70. Sayı sonraki yazı
Geçmiş Zaman Olur ki Önceki Yazı Geçmiş Zaman Olur ki Sonraki Yazı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye