| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

"Harman köşesinde yayınlanmıştır" 14.09.1999 M.Sinan Oymacı - netyorum.com / Sayı: 17

BİNA SERTİFİKASI

D.S. “Depremden Sonra” yaşantımızda farklı konulara yer vermeye başladık. Konuşmaların büyük bir kısmında bir süre sonra söz dönüp dolaşıp, o geceye geliyor. Önlem alınması, bilinç seviyesinin yükseltilmesi, Sivil Toplum Örgütlerinin önemi gündemde. Bütün bunların olabilmesi için çalışmalı, fikirler üretmeliyiz. Ardından, hiçbir şey teoride kalmamalı, hayata geçirilmeli. Şimdiye dek pek çok şey söylendi. Çok modern bir deprem yönetmeliğimiz olduğu belirtiliyor. Uygulamaya almayınca sonuç maalesef kötü oldu.

Acaba diyorum binalara sertifika verilemez mi? Böylece evimizde, işyerimizde, misafirliğe veya iş görüşmesine gittiğimiz yerlerde bu sertifikadaki değere bakarak ne yapacağımıza karar veremez miyiz? Aynı şekilde, oteller, lokantalar, mağazalar, okullar içinde bu sistemi uygulayabiliriz. Doğal olarak bunun uygulanabilmesi için yaptırımlar olması gerekiyor. Yaptırımları muhakkak kanunlar şeklinde düşünmeyin. Sivil toplum örgütlerinin düzenleyeceği kampanyalara katılım sağlandığı taktirde yaptırım şekline dönüşebilir.

Ne yapılabilir? Sertifikası olmayan binalarda oturulmaz, o tür binalara gidilmez, girilmez. Bir süre sonra sistem kendi bünyesinde çürükleri ayırt etmeye başlar. Bunun çok kolay olmadığını bilmeme karşın, yavaş yavaş uygulamaya başlasak, hiç olmazsa bizden sonraki kuşaklar rahat eder. Bizim jenerasyon galiba talihsiz kuşak olarak tarihe geçecek.

* * * * *

“A Civil Action - Dava”. Jonathan Harr’ın romanından Steven Zaillian beyaz perdeye uyarlamış ve yönetmiş. Başrollerde, John Travolta ve Robert Duvall yer alıyor. Zaillian, 1994’te “Schindler’s List” filmiyle bir başka ortamdaki eseri beyaz perdeye en iyi uyarlayan yazar olarak Oscar ödülünü kazanmıştı.

Kişilerin gördükleri kazalar için tazminat davalarını üstlenerek para kazanan bir avukatı canlandıran Travolta, çocuklarını atık maddelerden dolayı yitiren bir kasabadaki aileler adına mücadele vermeye çalışınca, büyük şirketlerin nelere muktedir olabileceğini görür.

“A Simple Plan – Basit Bir Plan”. Scott B. Smith kendi eserini beyaz perdeye uyarlamış. Yönetmen, “Evil Dead” gibi korku filmlerinden anımsayacağımız, Sam Raimi. Başrollerde, Bill Paxton, Billy Bob Thornton ve Bridget Fonda yer alıyor. Film, çevrildiği 1998 yılında Oscarlar dahil olmak üzere, pek çok ödüle aday oldu ve bir kısmını kazandı.

İki kardeş ve bir arkadaşları tesadüfen ormanda düşmüş bir uçağın içinde para dolu çanta bulurlar. Ahlaki değerleri, toplumsal ve kişisel yargıları sorgulayan, güzel bir gerilim filmi. İzleyin.

* * * * *

“Mutluluk, varacağımız bir istasyon değil, bir yolculuk şeklidir”. Fransız filozof ve kanun adamı Charles de Montesquieu (1689-1755) ‘den bir alıntı.

M.Sinan Oymacı
TRIO Çözüm Evi Bilişim Hizmetleri A.Ş.
elektronik posta: sinanoym@triosh.com


Yorum Ekle Yorumları Listele
17. Sayı önceki yazı 17. Sayı sonraki yazı
Geçmiş Zaman Olur ki Önceki Yazı Geçmiş Zaman Olur ki Sonraki Yazı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye