| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

22.10.2004 Zeynep Yazıcı - netyorum.com / Sayı: 159

SAKIN BU SON OLMASIN VE YAZDIKÇA YAZASIN !

Sakın bu son olmasın ve yazdıkça yazasın !

Evet, bu bana şimdiye kadar söylenmiş en umut verici sözlerdi....

Hiç düşünmedim beğendirmek için yazmayı. Yanlızlığım Oğuz Atay misali...

Türkü söyledim
Kendime
Yalnız
Kendime çaldım
                     Bağlamayı
Yalnızken
Daha çok yazdım
Yazdıkça kapandım
Yazdım
Yapmadıklarımdan
Değil
            Yap-
               Ma-
                 Dık-
                    La-
                      Rım-
                          Dan.
Pişman
Olduğumu.....

Bülent Ortaçgil'i dinlerken, düşünmek Yunus Emre'yi karmaşık ya da açık kimbilir??? Düşünürüm çoğu zaman yapamadıklarımın pişmanlığıyla ve hep bir adım önde düşlerim. İşte geçen günün ardından yeni bir gün daha... Önce Lale Mürdür'den birkaç şiir okudum. Şiirin eskimez serinliği doldurdu içimi. "kalbinden küçük atlarını söküp atacağım, küçük şair ellerinin işlerini ellerine anlatacağım"

Nedense Edith Piaf dinlemek geldi içimden. Bana hep tarih öncesine aitmiş gibi gelen bu sesin şiirli bir tarafı olduğu kesindi. Su gibi akıyordu adeta, yaşadığım bu sessizliğe fazlasıyla uygundu.

Başka bir ülkede, başka insanlar arasındayım, sevdiklerimden uzak, yeni bir pencere önündeyim. Artık yeni bir manzaram var ve benimle aynı manzaraya bakan yeni insanlar var. Ne karşımda Niğde'nin bozkırları ne de balkonumda kahvemi yudumlarken izlediğim Ankara'nın o ışıklı manzarası var. Denizi görüyorum sonsuzmuş gibi gelen maviliği... Hiç acele etmiyorum izlemekte çünkü kaçıracağım fazla birşey yok aslında... Yeni bir fincan kahve daha alırım kendime, sonra yine geçerim penceremin önüne.....

Bugün yapılacak hiç bir işim yok düşünmekten başka. Sessizliği içime çekmenin o eski lezzetini hatırlamalıyım. Şiirle uzun parantezler açacak aralığı bulmalım hayatımda. Müziğin kanat çırpmalarına aldırmalıyım. Kahvemi daha derinden yudumlamalı, sessizliğin, manzaranın tadını çıkarmalıyım. Sonra da yazmalıyım aklımdan geçenleri, sadece yazmalıyım kaygısızca...

Biliyorum yazı bir sestir, akıştır. Konuşmanın son çaresidir, bir başka iklimdeki ikiz kardeşidir. Ertelenmiş bir ' merhaba', öncelenmiş bir 'elveda' dır. Belki de ifadenin alternatif yaşama biçimidir. Tepeden aşağıya koşmakdır yazı, rüzgara aldırmadan... Suya ayaklarını sokmaktır, ıslanmaktan korkmadan... Suni tenefüsüdür içimizin ve dudaklarımıza kondurulmuş hayat öpücüğüdür harflerin.

Yazı belki bunlardan biri, belki de hepsidir.
Ya da yazı sadece yazıdır.
Suya yazılır ya da boşluğa bırakılır.

Evet belki de son bir yazı daha başlangıca dair....

Zeynep Yazıcı - 7.10.2004 / Fas-Tetouan
e-posta: yazicizeynep77@hotmail.com


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
159. Sayı önceki yazı 159. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı Yazarın Sonraki Yazısı
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye