| Önsöz | Arama | Üyelik | Sohbet | Alış-Veriş | www.netyorum.com   
Ajanda
Seçtiklerimiz
Arşiv
Yazarlar
Yorumlar

Bölümler

Köşe Yazıları
Teknoloji
Sanat
Soru & Cevap
Dostluk & Sevgi
Eğlence
Geçmiş Zaman Olur ki

Konular

Sinema
Müzik
Kitap
Sözler
Oyunlar
Ürünler
Mekan
 
 
Reklam Fiyatları

İzleyici Mesajları

Elektronik posta :
bilgi@netyorum.com

 
 
Bu sayfayı arkadaşınıza göndermek için tıklayın.

 
 
Açılış sayfası yapmak için tıklayın.

Sık kullanılanlar listesine eklemek için tıklayın.

 

Eski Sayıları

22.12.2005 Prof. Dr. İbrahim Ortaş - netyorum.com / Sayı: 166

GÖNLÜMDEKİ YILIN ÖĞRETMENİ: OLCAY TUNÇ VE KÖY ÖĞRETMENLERİ

Mustafa Kemal Atatürk’ün başöğretmen olarak kabul edilmesinden bu yana her 24 Kasım günü öğretmenler günü olarak anılmaktadır. Bir zamanlar ülkenin en prestijli mesleği olan öğretmenlik mesleği, giderek konumunu kaybetmektedir. Gerçi on yıllarda devlet kapısında iş bulma şansı olduğu için yüzünden, yeniden tercih edilir hale getirmekte ise de bu toplumsal önemini göstermemektedir.

Diyojen öğretmenin kıymetini o kadar benimsemiş ki şöyle diyor “Yeryüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum”. Atatürk “Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır” diyor. Bu öğretmenlerden biri Olcay TUNÇ kendilerini görmedim ancak çalışmaları beni çok etkiledi. Olcay öğretmen Mustafa kemal Atatürk’ün “Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” sözüne uygun bir nesil yetiştirmek için hiçbirimizin aklına gelmeyecek bir çalışma yürüttü. 1 Şubat 2002 tarihinde öğretmeni olduğu İlköğretim sınıfı 3B sınıfı öğrencilerinde Salih Gül adına Olcay TUNÇ adlı öğretmenden “nasıl başarılı oldunuz?”, “başaralı olmak ve için neler yaptınız” diye soran bir e-posta aldım. Yeni yeni aralıklarla yazdığım yazılarımı e-posta ile ilettiğim adres listesinde ismi olmayan bu adreste aldığım soruya başlangıçta bir anlam veremedim, ancak daha sonra kısa da olsa aşağıdaki mektubu yazdım.

Projenin mimarı sevgili Olcay Tunç öğretmen uzun bir uğraşı sonucu kendilerine göre “dünyada ve ülkemizde topluma yön veren, kendini insanlığa adamış, mesleğinde başarılı olmuş kişilere” mektup ve e-posta göndererek yukarıdaki soruların cevabını aramışlardır. Projenin amacını şöyle açıklıyor öğretmen: “Öğrencilerimin zihinlerini sürekli açık tutmak, onları aktif kılacak, özel yeteneklerini ortaya çıkaracak, her birinin birer değer olduğunun farkına varılmasını sağlayacak çalışmalara yönlendirmektir. Bilindiği gibi eğitimin temel özelliği olan farkına varılabilirliliğini öğrenciye kavratabilmektir. Ayrıca mektup yazmanın önemini, güzelliğini kavratmak, yazım kurallarını öğretmek, bu bağlamda sosyal yönlerini geliştirmek için öğrencilerin başarılı gördükleri kişilere yazmayı ve iletişim kurmaya çalışmaktır. Bu proje çerçevesinde bine yakın kişiye mektup yazılmış ve bunlardan yerli yabancı 131 kişinin mektuplarını değerli bulmuşlar ve derleyip bir yıllık faaliyeti haline getirmişlerdir.

Yılıkta görüşlerine yer verilenlerin hepsi son derece seçkin şahsiyetler. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Rauf Denktaş, Bill Clinton (resim imza), Tony Blair (resim imza), Elton Jones (resim imza), saygın mimarlar, gazeteciler, rektörler, dekanlar, profesörler, seçkin sanat ve kültür insanları, yazarlar, ülkenin iş adamaları ve serbest meslek sahibi şahsiyetler bulunmaktadır.

Ağırlıklı olarak üniversite hocalarının yer aldığı kitapta son derece yararlı öneriler ve deneyimler yer almıştır. Bütün katkısı olan kişilerin yazılarını baştan sona okudum ve çok da etkilendim. Yıllıkta derlediğim başarılı insanların tecrübelerini içeren yazıyı bir sonraki yazımda işleyeceğim.

Olcay TUNÇ öğretmenin anlattığına göre öğrencilerin gönderdiği mektupların cevapları geldikçe öğrencilerin sevinci görülmeye değermiş. Son derece büyük ilgi ve özenle hazırlanmış mektupların sınıfta okunması ve bunlar içinde özenle seçilmiş önemli cümlelerin tahtaya günün sözü olarak yazılması, gerçek bir eğitim stratejisinin bir göstergesidir. Önemli sözler öğrencilerin defterlerine geçiriliyor ve ona uygun cümle kuruluyormuş.

Gelen mektuplar özenle ayrıştırılıyor ve bunlardan 131’i yıllık şeklinde bir araya geldiği gibi alfabetik sıraya göre sıralanıyor.

Öğrencileri ile birlikte iki yıllık yoğun çalışma sonunda 2004 yılının öğretim yılı sonunda bir kopyasını da bana gönderdikleri “başarı öyküleri” kitabını ortaya çıkarmışlar. Örnek bir çalışma. Cumhuriyeti kuran kadronun ilk önceliğinin neden eğitim olduğunu Atatürk “Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün) müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik (uygulama) mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir” ifadesindeki sözleri ile Olcay öğretmenin çabalarını yan yana koyunca resmi daha iyi anlıyorum. Çünkü Olcay öğretmen bir Ukrayna Atasözü olan “Öğretmen ve ağaç ürünlerinden belli olur” özdeyişine uygun olarak ülkemize yararlı ürünler yetiştirmek istemektedir.

Bu projenin kurgusunu yapmak, ülkenin seçkin insanlarını tespit edip bunlara mektup yazmak, gelen mektupları öğrencileri ile değerlendirip bunlardan yayınlanmaya değer görülenleri kitap haline getirmek büyük bir başarıdır. Bu başarının mimarı eli öpülesi öğretmenim Olcay öğretmen bana göre Mustafa Kemalin bahsettiği gerçek öğretmendir. Atatürk’ün ”Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır” ifadesi, sanki Olcay öğretmen için söylenmiştir. Başarı Öyküleri Yıllığı Sokrates’in “Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü onun eseri her şeydir ve hem de hiçbir şeydir” ifadesi ile bire bir örtüşmektedir. Eserden yararlanırsak, her şeydir. Yararlanmasak, hiçbir şeydir.

Bütün zorluklara rağmen bulundukları bölgeye kitaplık, kütüphane ve sosyal canlılık götüren çok sayıda fedakâr öğretmenimiz bulunmaktadır. Zor koşullarda çalışan nice öğretmenlerimizin olanak verildiği takdirde neler yapabileceğini biliyoruz. Gerçekten de öğretmenlerimiz bugün yoksulluk sınırının altında bir yaşam sürdürüyorlar. Her yönü ile bilgiye ulaşması gereken öğretmenin bilgiye ulaşması için maddi ve manevi sorunu olmamalıdır. Girmeye çalıştığımız AB’nin ülkeleri ile kıyaslandığında neredeyse 5–10 katı kadar daha az maaş almalarına karşın daha fazla çalışmaktadırlar. Eğer Atatürk’ün ”Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder” sözündeki gibi yetişmiş ve üretken ve de mutlu insanlar yetiştirecek ise öğretmeni ve eğitimin önemini gereği gibi yapalım.

Zaman zaman kendi aramızda tartışıyoruz yalnızca Milli Eğitimde çalışan eğitmenler mi öğretmen. Biz öğretim üyeleri de araştırma ve hizmet yanında zorlu bir eğitim yüklenmekteyiz. Başta araştırma görevlileri açlık sınırının altındaki maaşları ile mesleğin en cefakârlarını oluşturmakta olup, yardımcı doçentler, doçentler ve profesörler dünya standartlarının gerisinde maaşla çalışmaktadırlar. Üniversite hocaları da bu ülkenin aydınlık geleceği için insan yetiştirme basamağında önemli görevler üstleniyorlar.

Maalesef bugün öğretmen ve öğretim üyesi olarak içinde yaşadığımız durum hiç hoş değil. Uzun ve kısa sürede hedefi ve stratejisi olmadan okyanusta yol almaya çalışıyoruz. Maddi ve manevi anlamda çok ciddi reformlara gereksinim bulunuyor. Ancak ülkemiz sorunlarını algılayacak vizyonu ve misyonu olan, stratejik düşünebilen yeni yapılanmalara geçmek gerekiyor. Arzulanan bir ortama kavuşmak için ciddi bir eğitim ve bilim politikası oluşturmak zorundayız. Öğretmen ve üniversite hocalarına, geçmişte olduğu gibi maddi ve manevi anlamda hak ettiği gibi değer verelim. Hepsinin öğretmenler günü kutlu olsun.

Olcay Tunç öğretmen her tür teşekkürü hak ediyor.

Yine de yılın öğretmenliğine Olcay Tunç öğretmenimizle “birleştirilmiş sınıf okutan bütün özverili köy öğretmenlerimizi” göstermek istiyorum. Köy öğretmeleri; okulun tuvaletinden boya badanasına kadar maaşları, gözleri, yürekleri ile geleceğimizi yaratıyor. Duyarlı ve yürekli tüm öğretmenlerimiz; yılın öğretmeni olmayı her sene hak ediyor.

Salih GÜL’e Yazdığım Mektup

Sevgili Salih Gül, 11 Şubat 2002

Selam ve iyi günler. Gözlerinden öperim. Bana gösterdiğiniz iltifata teşekkür ederim. Ben mesleğimde ne kadar başarılıyım onu bilemem, fakat bir gerçek var ki, o da kendim ile barışık yaşamaya çalışıyor olmamdır.

Her şeyden önce başarı bir sır değildir. Başarı disiplinli ve ilkeli bir çalışma ve uğraşı sonucu elde ettiğiniz ürünün ismidir. Eğer siz bir konuya değer veriyorsanız ve onu seviyor iseniz onun için özel zaman harcayacaksınız demektir. Bu isteğiniz belirli ölçütler içerisinde yapılıyorsa başarmamak elden değildir. Tabii önce ne aradığımızı bilmek zorundayız. Neyi ne için nerede aradığımız bilmek zorundayız. Yani önce belirli bir amacımız olmak zorundadır. Bu amaca uygun olarak bir yol ve yöntem çizmek zorundayız.

Ben düzenli kitap, gazete ve aralıklarla değişik dergileri okuyan, dünya ve ülkemizdeki haberleri izleyen, arkadaş ve dost çevrelerinde tartışmalara katılmaktayım. En çok ta düşünceleri ve davranışları ile beni zenginleştiren dost ve arkadaşlar ile konuşuyorum. Okuduğum kaynaklardan ve tartışma ortamında benim daha önce hiç görmediğim ve düşünmediğim konular ile karşılaşıyorum. Bazen düşündüklerimin yanlışlığını da fark ediyorum. Büyük bir sevinç ile gerektiğinde öz eleştiri yaparak kendimi yenilemeye çalışıyorum. Ayrıca bilmediğim bir konuda hiç üzülmeden öğrenmenin yollarını arıyorum. Şunu öğrendim, bildiklerim bilmediklerimin yanında bir hiç diyebilirim. Ve böyle davrandığım için şu ana kadar başardığımı ve mutlu olduğumu söyleye bilirim.

Öğrendiğim şu ki kendine değer ver. Bu beynine ve vücuduna verdiğin değer ile eşdeğerdir. Yani beynin için bol bol hikâye ve yaşına uygun roman oku. İleride de tarih ve felsefe ağırlıklı kitaplar oku. Hepsinden önemlisi kavramları iyi öğren. Kavramları iyi öğrenmek için de mutlaka değişik sözlüklere başvur. Vücudun için de dengeli ve sağlıklı beslen. Kaliteli ve dengeli besinleri almaya bak, temiz ve uyumlu giyin, yeni olmak zorunda değil, fakat temizliğe dikkat et. Zamanının iyi kullan. Bundan sonra başarının anahtarı zamanın iyi kullanılması ile sağlanacaktır. Oyun oynamaktan hiç kaçınma. Önce oyuna doy sonrada derslerine çalış. Yani aklın oyunda kalmasın. Ders çalışmadan önce yapmak isteyip de yapamadığın bir şey kalmasın. Dersi de anlayarak çalış, her zaman bir adım ilersisi nedir diye sor? Sana anlatılan her olayı sorgula? Neden ve niçinler araştır. Kişilerin söylediklerine değil bizzat kendin araştırarak akıl süzgecinden geçirerek öğren. Her olayda da şüpheciliği elinden bırakma.

Bunları yaptığı sürece iyi öğrenmiş olacaksın, öğrendikçe olayların farkına varılabilirliğin artacak, sonra sorunlarını bilinçli çözeceksin. Bütün bu süreçler senin yaşamını organize etmene yardımcı olacaktır. Böylece önce mutlu olacaksın, mutlu oldukça üretken olacaksın, üretken kişide başarılıdır demektir.

Ayrıca Ailene ve Öğretmenlerine de seninin bu düzeyde mail yazmana katkıda bulundukları için teşekkür ederim. Onlar benim ile e-posta ile yazışırlarsa onlarda hem teşekkür ederim hem de onlara bir mesajım olacaktır.

Sana yaşanacak güzel dünyalar dilerim. Yarınalar hep güzel olsun, dinç ve dinamik bir gelecek dilerim.

Lütfen yaşamının ileri aşmalarında da bana yaz, Senin başarını hep duymak ve görmek isterim

Sevgilerimle

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
Çukurova Üniversitesi

e-posta: iortas@cu.edu.tr


netyorum.com: (Bu metnin elektronik, basılı veya görsel yayın organlarında tamamen veya kısmen yayınlanması yazarının yazılı iznine tabidir. Aksine davranılmaması önemle rica olunur. Alıntı yapılmadan bu sayfaya link verilmesi için herhangi bir izin gerekmemektedir.)


Yorum Ekle Yorumları Listele
166. Sayı önceki yazı 166. Sayı sonraki yazı
Yazarın Önceki Yazısı  
Her hakkı saklıdır. All rights reserved. netyorum.com © 2000-2005 İstanbul-Türkiye